üçsaniye tarafından yazılmış tüm yazılar

Made-up from server somuncuoğlu

Basiretlerine sıkı bir düğüm atar denizciler.Ve bilirler,bu düğümü çözse çözse toprak çözer.

Kiminin sonu girdap olur,kiminin karadan ayrılmadan önce kaptığı hastalığı, kimini bulamazlar sabah yerinde, “İçip atmıştır kendini denize” derler.
“Söylediği şarkılardan belliydi zaten”
Denizciler hiç yalan söylemezler,deniz yalan kaldırmaz,yalan hafiftir belli eder kendini suda.
Denizciler gerçek konuşurlar,bu gerçek ki bir nefestir ok gibi fırlayan ağızdan,yelkeni iten de budur yanılır rüzgar sananlar.
Denizcilerin ölüleri vardır geçmişten,karada olmadığından çok yanındadırlar onların.Bundandır yarına dünle yüzer,şaraptan çok hayalet taşıyan gemiler.
Ve her yeni gün doğarken esen yel analarının kokusunu taşır miçolara,genç denizciler bir fahişenin iki göğsünün arasını koklarlar,geçkin denizcilerin burnu koku almaz ancak varsa karılarının fısıltısı çınlar kulaklarında,o da yoksa bir cenaze marşı duyulur usuldan.

Çok ister denizciler çok hayal ederler.Lakin bilin bağlıdır basiretleri ve bundan ola;
Bir denizcinin bin kefenli ölüden daha çok toprak beklemesi

Share

Uyan tipini siktiğim uyan !

Felaket başladıysa da sabaha yola iki değil dört ayak vurarak ve naçizane ya da değil dünyanın en havalı fötr şapkasıyla caka satarak.Bilmem kaç kedi ölmüş ama kediler ölüsünü göstermezmiş sokağında zıpır bakışıyla yürüsün.Omuzu felaket yolların emre amade bekçisine çarpar.Bu bekçi ki ancak çocukluktandır bizde hatırası.Bir düdüğü var bilmem neresine asılı aman bu sefer naçizane olmasına lüzum yok zaten pek dandik bir yuvarlak şapkasının farkında ola bekçi.Sebepsiz gülüşü bıyık altı sanki dün yüz beş kiloluk karısından kaçmış da para karşılığı bir çıtıra çalmış gibi düdüğünü imansız.Selam etsin tabi selam da var selam da sen onu ayır yine de sokağın emekli albay mı bilmem general de olsa emekli amcasına.Adam bütünlüğe mermi doğmuş ne de olsa eski asker tabi şapkasız çıkarsan sokağa.Sinekli bakkal çenesi maçine giden berber bi cami önü muhabbeti kesmez pastaneden baklava yaaa tabi ölürsün hanımın da ölür sen öldün diye muhtemel.Tabi ekseri gömenler ölür peh sanki ölmemiş gibi gömülen başkası da sonradan ölene diye fatiha ölen fatihe süsen en iyi ihtimallen.Neyse sokağa palası da kösesi de sen bil önemi köşesinde bi de laf atana ıstaka bir meçhul olanca kahvelerden hızıyla.Kıvır kıvır saçlar anca senin yüreğin ve anca sen kıvır yüreği ve anca sen bir çok yüreğinle hasıl olurmuşsun gibi güne hemen kıvır gasteleri bak güzele.Hep en iyisini sever insan sen de iyisini gözle hep en ve atmadıysa tepen hala bu farklılıktan dirhem olsun pay çıkmaz insana bak ben sazlıkta sokak tasviri o mektebe yürüsün ben mektebi özümseseydim hocalarımı vururdum tabi sakal da bırakırdım fi tarihi sakallılar vurulurdu.Çeşit pileli eteği beynimin kıvrımlarına sadık yok radar değilim üstüme sağlık ama meteor düşerse köyüne muhtarı gömersin allahın emri ben de insanım meteora diyemem emmi.Ooooofla yollara karanlık değil de kum düşsün ve sütçü gibi tasasız olmaya ant içsen de süt de iç ki kum düşürürken sokağa yaktığın beş sigarayı yedirebilesin kendine yahut düşün şiir düşün roman düşün kadın gerçi ne anlamı var üçünün sen kadın düşün nasıl olsa diğer ikisi de kadındır.Aman canım münazara felan düşünmeden aşure ayı gelsin çalsın kapını veya ayı bilmeden sen komşun çalsın ki unutkan bir anan varsa bir de duymadıysa oradan bi yerden nar peşinde sakalların ağarsın da rüyalarda ararsın.Dayanamadım ki narın içinde bin tane varsa ancak biri kadındır da sen bütün narı kendin yemek mertebesine ne zaman eriştin şişer miden kadın kalır.Kadın kalsın tabi dört ayak vuran tabuya mermi sıkan düdüğü olan düdüğü olmayan da kalsın da alem sokağı kendinden bilsin…

Share

Doktor Do #0

Aaaaaaaaaaaaaaaaaaa !

“Çığlığın insan üzerine tesiri ilginç değil mi ? Saniyede gelip geçen bir ses hüzmesi bir mekanizmayı çalıştırıyor vücudumuzda bundan eminim.Sen de biraz önce bir çığlık duydun ve çarklar dönmeye başladı.Fakat adrenalinin ilk hareketi senin hareketsizliğini sağlamak olmuş gibi.Öylece kaldın işte…Yine de bu hareketsizliğini soğuk kanlı olmak diye nitelendirebilirsin bunu, biraz kaçamak bir düşünce olsa da ben de kabul ediyorum.Ama içeriden bir çığlık gelir sen sopayı kaptığın gibi dışarı çıkarsın ha ? O dediğin zor işte.Bu ilk donup kalma aşamasından sonra bir de karşına oto-yalan telkini çıkacak.Kendi kendine bu çığlığın içerdeki kızla hiçbir alakası olmadığını felan söyleyeceksin.Tabi tabi herhangi bir sesti bu,geceni korku sinemasına ayırmak aklında bile yokken çığlığı bir beowulf edasıyla hoş bir savaş çağrısı olarak kabul edemeyeceğini ben de biliyorum.Yine de bu akıl dışı kabullenmeme durumu kapıyı ne kadar kapalı tutabilir ? Diğer tarafta omuz omuza dayanmış mantık ve yürek vardır bir kere.Her ne kadar 1.70’lik cılız vücudunun içindeki mangal yürek pek inandırıcı gelmese de acınası noksan mantığınla beraber kapıyı açmaya gücü yetecektir.Şimdi harekete geçme zamanı ! Önce bir düşün,içerideki kız delirdi mi ? Yoksa boğazını mı kestiler ? Bu bir orgazm çığlığıydı diyerek kendini rahatlatmanın bir anlamı yok.Erkek ol biraz ! Eve giren hırsızın –veya akıl hastasının veya dünya ağırsiklet boks şampiyonunun ve kana susamış bir vampirin,ne fark eder ?- bacaklarını kır ve kıçına sok,erkekliğini kanıtla tanrı aşkına ! Aksi takdirde bütün bu hallerin dışında kız gerçekten orgazm olduysa otur ve sönük erkekliğine ağla küçük dostum.Kadının kendini parmaklarken sen diğer odada ne yapıyordun öyle ?
Her neyse belki biraz klasik kaçacak ama –sen bi boktan anlarmışsın gibi söylüyorum bunu ve bu oldukça komik-hayat gerçekten de filmlerdeki gibi değil.Lanet sopayı bulman ÜÇ SANİYEni bile almazdı yoksa.Bir de bize bak iki saattir lak lak ediyoruz,utanmasan internetten sopa sipariş edeceksin.İnsan hayatın yönetmen koltuğunda oturmuyor belli ki -gerçi bu hikayede yönetmen senin de çok iyi bildiğin gibi benim- yoksa bu anda ışıkçı ve makyözün marifetiyle yüzündeki ifade tahrik edici olurdu.Şimdiyse mide bulandırıyorsun.Kızın niye sensiz orgazm olduğu açık.Bu anda cılız vücudundan sarkan bira göbeğini içene çekmen de anlamsız olur tabi.Ne de olsa tek seyircin benim.Rahat ol…Gerçi fazla rahatlıkta iyi değil,içerdeki adam sevgiline ikinci postayı sallıyor olabilir.Sense bilmem kaç saniyedir onlara on metre uzakta beyninle boğuşuyorsun-haklısın bunda benim de bir anlamda suçum var-Ama yalvarırım davran artık!
Bravoooo takdire şayan çıktın kapıdan.İnan hayattaki tek amacı,sevgilisiyle aynı evdeyken başka bir odada kendini parmaklayan kızlara çığlık attırtmak olan iki metre boyunda bir rus asker kaçağı olsaydım-bu sözlerimle acaba kendimi mesleğinden sıkılan bir adamın kimlik arayışı içerisine mi sokuyorum ? Tabi ki hayır-korkumdan ilk uçakla Moskovaya dönüp vodkaya ve fahişelere kaldığım yerden devam ederdim.Neyse latifelerime aldırma sen,nasıl ama koridoru hiç bu kadar karanlık görmemiştin değil mi? Olsa olsa beyninin sana oynadığı bir oyundur bu karanlık.Yoksa yerin yedi kat altındasın ve Edison ampulu bulamadan meşaleyi kıçına soktular mı ? Bu ne karanlık böyle ! Neyse ki sen böyle şeylerden korkacak adam değilsin.Dedenin haşin bir maden işçisi olduğunu anlattığını anımsar gibiyim-Gerçi böyle şeyler nesilden nesile aktarılır mı bilmiyorsun ama benden söylemesi,genetik biliminin kuyusunu kazayım.Olay yürekte bitiyor moruk!-
Şimdi de önünü göremiyorsun.Gözlerinin karanlığa alışması mı daha hızlı olurdu yoksa koridorun ışığını yakmak için zar zor attığın üç adımı geri çekmek mi ? Lisede matematiğe daha çok önem verseydim bu gibi anları daha mı çabuk atlatırdım muhasebesi yapmaya lüzum yok.Kızların kalçalarıyla Cahit Arf’ı karşılaştıramazsın.
Şimdi küçük bir patırtı çıkartıp içerideki ne olduğu belirsin yarı kriminal yarı fantastik tipi buraya yönlendir ve karanlığa alışmaya başlamış gözlerinin de izniyle -nihayet- ilk kez kullanacağın sopa eşliğinde tatlı bir kafa patlatma resitali sun bize.Senin gibi beyinsiz bir hergele bunu başarırsa Kartaçalı Hannibal mezarında ereksiyon olur -umarım onu iyice derine gömmüşlerdir-
‘Tık…Trok tuk…’
Duymadı pislik herif heralde.Ses yok.Aslında bir ses var.İyi dinle ! –Bir şeyi de kendin beceremezsin ya-
‘Jijıcı…Jijıcı…Jijıcı’
Hoppala,kanepe sesi bu.Yaptığım o kadar şaka doğru çıkacak sanırım.Sevgilini senin evinde beceriyorlar.Tabi tabi şimdi karanlığa küfretmek daha kolay oldu.Nasıl olsa sevişen bir adamı indirmek daha basit kaçar.Bu arada hızına da bayıldım doğrusu,odası Ferrari posterleriyle bezeli bir kaplumbağaya benziyorsun-umarım bu hali hazırda bilinen bir benzetmedir-
Hadi bakalım aç artık kapıyı,ben her şeyimle hazırladım kendimi.
‘Çıkt’
İnanılır gibi değil.Biri bana bu hikayeyi anlatacak olsa ona içecek bir şeyler ısmarlar ve sırtını sıvazlardım-küçüklüğümden beri yaratıcı yalanları sevmişimdir-Cidden şaşırtıcı bir final.İş verenin Bay Do sevgilinle hayvanlar gibi sevişiyor.Kadın büyük ihtimalle çığlığı adamın aletini gördüğü an atmıştır.Kabul etmen gerekir ki çok tatmin olmuş gözüküyor.Hatta ona aşkını itiraf ettiğin an,yaptığınız bütün seksler ve olimpos tatilini toplasan bu an karşısında Buckingham sarayındaki bütün o asil götler karşısında asgari maaşlı naçizane bir göt olarak kalırsın.
Her neyse hikayeyi bitirmenin vakti geldi sanırım.O senin patronun,ona bir halt yapamazsın.Elindeki beyzbol sopasından daha iyisi var onda.Elimi şıklattığımda aklında kalması gereken sadece bu,Doktor Do’nun bir seks ilahı olduğunu şirketteki hatunlara çıtlatman gerektiği.”

Şık!

Temizlik elemanı Si yavaşça uyandı.Koltukta dikeldikten sonra Doktor Do’ya döndü.Merak dolu bir halde:“Ne dersin doktor bu telkinlerle beni inatçılıktan uzaklaştırmayı başarmış mısınızdır? Artık sevgilimle kavga etmek istemiyorum.Dediğim gibi altı lanet gündür aynı evin farklı odalarında yaşıyoruz.” dedi.Doktor Do bu sırada cama doğru yaklaşmış ve sigarasını yakmıştı. “Merak etme Si,ben işimin ehliyimdir.Seni bu tepelerle dolu dünyanın bir başka doruğuyla tanıştırdım.O artık kafanda…Onu kafana soktum da diyebiliriz.”
Si minnettardı.Teşekkür edip doktoru yalnız bıraktı.

Share