Hayal-et

Kilometrelerce mesafenin engel olamadığı bir yakınlık hissediyordu içinde ona karşı. Kollarını olabildiğince gerip kendi etrafında döndüğünde kapladığı alanın dışına çıkmayan bir yakınlık. Asla erişemeyecek olmanın vermiş olduğu kabulleniş, artık ona ait olan herşeyi aslında o yapar olmuştu. Okumasını istediği kitaplarda göz gezdirdiği her satırda onun okurken neler düşündüğünü merak ediyordu. Sırf onu sarıp sarmalayan hayali benliği uçup gitmesin diye güneşin huzurunda kalabalığın tam ortasında yalnızlığını çekmiş gezerken onun mırıldandığı şarkıları dinleyip galeyana geldiği zayıf düşüncelerinden kurtuluyordu. Ona çok kızdığına ya da kırıldığında aradaki mesafeler yetmiyormuş gibi kat be kat artan boşluklar kaplıyordu içini. Böyle zamanlarda dahi içini dökemediği ondan asla uzaklaşmıyor, dolabından özenle çıkardığı ona ait olan paçavrayı üstüne geçiriyordu. Bu bir çeşit sevginin dışavurumuydu içten içe. Yalın kalmış ironik bir paylaşımdı.

Share

Bir cevap yazın